1. Kralın Yetkilerinin Sınırlandırılması ve Anayasal Monarşi
Eski Hitit Dönemi'nde Büyük Kral, devletin mutlak hakimi değildi; kralın yetkileri gelenekler, hukuk sistemi ve devletin en üst düzey görevlilerinden (soylulardan) oluşan Pankuş Meclisi tarafından kısıtlanıyordu.
Kralın danıştığı ve işleyiş bakımından Osmanlı'daki Divan teşkilatına ya da köylerdeki ihtiyar heyetlerine benzetilebilecek bu meclis, devlet yönetiminde oldukça aktif bir rol üstleniyordu.
Veliaht seçimi gibi en kritik kararları dahi bu meclis belirleyebiliyor veya onaylıyordu.
Nitekim Hitit Devleti'nin kurucularından I. Hattuşili, tahtın varisini değiştirdiğini açıkladığı siyasi vasiyetnamesinde bu kararını meşrulaştırabilmek için Pankuş Meclisi'ni ikna etmeye çalışmış ve bir hayli ter dökmüştür.
2. Yüksek Yargı Organı Olarak Hukuki İşlevi
Pankuş, sadece bir danışma kurulu olmanın ötesinde; kraliyet ailesi içindeki cinayetleri, vatana ihanet suçlarını ve veraset krizlerini karara bağlayan bir yüksek yargı organı olarak görev yapıyordu.
Hititlerde hukukun üstünlüğünün bir göstergesi olarak krallar, hanedan içi hesaplaşmalarda bu meclise başvururdu.
Örneğin eski krallardan Huzziya, Kral Telepinu'ya suikast düzenlemeye kalktığında Telepinu onu doğrudan kendi yetkisiyle öldürtmek yerine bizzat Pankuş Meclisi'ne şikâyet etmiştir.
Yargılamayı yapan Pankuş Meclisi suçlulara ölüm cezası vermiş (ancak Telepinu daha sonra sağduyulu davranarak katillerin canını bağışlamıştır).
Hatta Telepinu'nun ölümünden sonra yasallığı şüpheli olan bazı kralların bizzat Pankuş tarafından tahttan indirildiği dahi düşünülmektedir.
3. Yasama ve Kanun Onay Mercii
Devletin geleceğini şekillendiren temel yasaların yürürlüğe girmesinde Pankuş'un doğrudan onayı gerekirdi.
Kral Telepinu, devleti yıpratan kanlı taht kavgalarına son vermek için hazırladığı, tahta geçiş kurallarını ve "suçun bireyselliği" ilkesini güvence altına alan ünlü Telepinu Fermanını Asiller Meclisi Pankuş'a sunarak resmen onaylatmıştır.
4. İmparatorluğun Büyümesiyle Pankuş'un Feshedilmesi
Pankuş Meclisi, Eski Hitit Krallığı döneminde gücünün zirvesindeyken; M.Ö. 1500'lerden itibaren devlet sınırlarının genişlemesi ve İmparatorluk Çağı'na geçilmesiyle birlikte bu denetleyici yapısını yavaş yavaş kaybetmiştir.
Hitit İmparatorluğu güçlendikçe dış politikadaki ve askeriyedeki ihtiyaçlardan dolayı merkezi otorite katılaşmış, kralın yetkileri artarak devlet yönetimi mutlak bir monarşiye dönüşmüştür.
Bu süreçte kararları tek başına alan ve erişilmesi zor bir figür haline gelen krallar karşısında Pankuş Meclisi önce işlevsizleşmiş, daha sonra da tamamen kaldırılarak (feshedilerek) siyasi ve hukuki etkisini yitirmiştir.