Lidya Uygarlığı bağlamında gerçekleştirilen kazı ve yüzey araştırmaları, bölgenin Paleolitik Çağ'dan Demir Çağı sonuna (Mermnad hanedanlığına) ve Pers/Roma dönemlerine kadar uzanan çok katmanlı, zengin bir arkeolojik birikime sahip olduğunu göstermektedir. Kaynaklar, Lidya coğrafyasındaki arkeolojik alanları ana başlıklar halinde şu şekilde detaylandırmaktadır:
1. Başkent Sardeis (Sart)
Lidya uygarlığının kalbi olan Sardeis kenti, 1910 yılında başlayan ve günümüzde de devam eden Amerikan hafriyat heyetleri (H.C. Butler, G.M.A. Hanfmann, C.H. Greenewalt ve N. Cahill) tarafından kazılmaktadır. Sardeis, devasa yapıları, ticaret alanları ve savunma sistemleriyle Lidya'nın yüksek yaşam standartlarını yansıtan en önemli arkeolojik alandır.
MMS (Monumental Mudbrick Structure) Sektörü: Arkaik döneme ait, bazı yerlerde 20-30 metre kalınlığa ulaşan anıtsal sur duvarları ve taş temeller üzerinde kerpiç tuğlalardan örülmüş mimari kalıntılar burada yer almaktadır. Kazılarda MÖ 540 dolaylarında (Pers kuşatması sırasında) yaşanan şiddetli bir yangının izlerine ve çok sayıda ok ucuna rastlanmıştır.
Bronzlar Evi (House of Bronzes) ve PN/PC Sektörleri: Sardeis'te sivil halka ait konut mimarisinin görüldüğü bu sektörlerde evler genellikle taş temel üzerine kerpiç duvarlı, tek odalı ve saz çatılıdır. Evlerin içerisinde ocaklar, depolama alanları ve günlük mutfak eşyaları tespit edilmiştir.
Kuzey Paktolos Altın İşlikleri: Paktolos (Sart) Çayı kıyısında ortaya çıkarılan bu sektör, dünyada bilinen en erken altın arıtma (rafineri) merkezidir. Çok sayıda ocak çukuru ve körük ağzının bulunduğu bu alanda altın ve gümüş ayrıştırılarak Lidya sikkelerinin basımına hazırlık yapılmıştır.
Artemis Tapınağı ve Akropol: Kentte devasa mermer sütunlu Artemis Tapınağı ile akropolün sarp yamaçlarında kraliyet sarayına (ve tünellere) ait olduğu düşünülen anıtsal teras duvarları da açığa çıkarılmıştır.
2. Bintepeler Nekropolü (Kraliyet Mezarlığı)
Sardeis'in kuzeyinde, Gyges (Marmara) Gölü'nün etrafında yer alan ve "Anadolu'nun Piramitleri" olarak anılan devasa tümülüs mezarlık alanıdır. Lidya kralları ve soyluları için yapılmış yaklaşık 149 tümülüsten oluşan bu nekropol, dünyanın en büyük tümülüs alanlarından biridir.
En büyük tümülüs, taban çapı 350 metre, yüksekliği 60 metre olan Kral Alyattes'e ait Kocamutaf Tepe'dir.
Sardeis'te inşa edilen en erken tarihli tümülüs olduğu düşünülen Karnıyarık Tepe'nin krepis duvarında ise Asur metinlerindeki Gugu ismini çağrıştıran "Gu-Gu" (Gyges) monogramı saptanmıştır.
BT89.1 Tümülüsü'nün dromosunda (giriş yolunda) bir Akamenid savaş arabasına ait tekerlek ve dingil çivileri insitu (orijinal yerinde) halde bulunmuştur. Ancak bu tümülüslerin birçoğu daha antik çağlardan itibaren günümüze kadar defineciler veya tarım faaliyetleri yüzünden ağır tahribata uğramış ve soyulmuştur.
3. Tarih Öncesi ve Tunç Çağı Yerleşimleri
Lidya devletinin tarih sahnesine çıkışından binlerce yıl öncesine ait yerleşimler, bölgenin köklü arkeolojik geçmişini oluşturmaktadır:
Kaymakçı (Gölmarmara): Orta ve Son Tunç Çağı'na tarihlenen, etrafı 2 metre kalınlığında devasa surlarla çevrili 8.6 hektarlık büyük bir akropol yerleşimidir. Kazı başkanı C.H. Roosevelt, bu görkemli merkezin Hitit metinlerinde geçen Seha Irmağı Ülkesi'nin başkenti olduğunu iddia etmektedir. Yapı kompleksleri içinde ana kayaya oyulmuş yuvarlak depo çukurları ve çok sayıda hayvan protomu bulunmuştur.
Yortan Mezarlığı: Kırkağaç yakınlarında 1900 yılında P. Gaudin tarafından kazılan ve bölgede "Yortan Kültürü" olarak bilinen İlk Tunç Çağı'na ait yaygın pithos (küp) mezar geleneğini yansıtan bir alandır. İçerisinden çok zengin gaga ağızlı testiler ve mermer idoller çıkarılmıştır.
Ahlatlı Tepecik ve Eski Balıkhane: Marmara Gölü çevresindeki bu İlk Tunç Çağı yerleşimlerinde, doğu ve kuzey-güney doğrultulu pithos ile taş sanduka mezarlar açığa çıkarılmış; mezarların içinden altın kulak tıkaçları, tunç hançerler ve siyah açkılı seramikler bulunmuştur.
Gavurtepe Höyüğü (Alaşehir): Kalkolitik Çağ'dan Bizans'a dek iskan gören bu höyükte, MÖ II. binyıla ait sur mimarisi ve zengin altın hediyelerle gömülmüş bir kız çocuğuna ait pithos mezar bulunmuştur.
Hastane Höyüğü (Thyateira / Akhisar): İlk Tunç Çağı'na ait tek sıra taş temellerin, Troia I benzeri seramiklerin ve daha üst katmanlarda MÖ 8-6. yüzyıllara ait boyalı Lidya seramiklerinin açığa çıkarıldığı, kentin erken dönemlerine ışık tutan önemli bir höyüktür.
Ulucak Höyüğü (Kemalpaşa): Lidya bölgesindeki Neolitik Çağ'a ilişkin en net verilerin elde edildiği bu yerleşim MÖ 7000'lere kadar uzanır. Özellikle kırmızı boyalı kireç tabanlı (Terrazzo) erken Neolitik yapılar ve çok sayıda "pintadera" (basma kalıp), sapan taneleri ve kadın figürinleri ile dikkat çekmektedir.
Kulaksızlar Mermer İdol Atölyesi (Akhisar): Bütün Ege havzasına Kiliya (Kilya) tipi mermer heykelciklerin (idoller) üretilip dağıtıldığı eşsiz bir Kalkolitik üretim merkezidir.
4. Anıtsal Kaya Kabartmaları (Hitit/Luvi İzleri)
Lidya coğrafyası, Hitit İmparatorluğu'nun (ve Arzawa / Mira ülkelerinin) batı sınırlarını yansıtan son derece önemli kaya anıtlarına ev sahipliği yapar:
Akpınar (Niobe) Kaya Anıtı: Spil (Sipylos) Dağı'nda yer alan ve Ana Tanrıça'nın (Magna Mater / Kybele / Kuvava) yüksek kabartma tekniğiyle işlenmiş halidir. Anıtın hemen yanında Hitit/Luvi hiyeroglifleriyle prens ve saray görevlilerine ait isimler kazınmıştır.
Karabel Kaya Anıtı: Torbalı-Kemalpaşa arasındaki geçitte bulunur. Sivri külahlı, ucu kıvrık pabuçlu, elinde mızrak ve omuzunda yay tutan bir Hitit figürüdür. Hiyerogliflerin çözümlenmesiyle bu figürün Mira Kralı Tarkasnawa'ya ait olduğu ve buranın Hititlerin vasal ülkeleri olan Mira ile Seha Irmağı Ülkesi arasındaki bir sınır taşı işlevi gördüğü kanıtlanmıştır. Bu anıtlara ek olarak Torbalı'da bulunan Pancar (Karakuyu) dikme taşı da bölgedeki Hitit askeri ve siyasi varlığının önemli bir arkeolojik ispatıdır.