1. İmparatorluğun Kâbusu: Veba Salgını

Hitit İmparatorluğu'nun en parlak askeri lideri olan I. Şuppiluliuma, Mısır ile yaşanan "Zannanza Krizi" sonrasında Suriye'deki Mısır hedeflerine cezalandırma seferleri düzenlemiş ve Hattuşa'ya pek çok savaş esiri getirmişti.

Ancak bu esirler Hitit ülkesine çok ölümcül bir veba salgını taşımışlardır.

Tam 20 yıldan fazla süren bu yıkıcı salgın, imparatorluğu kırıp geçirmiş; hem I. Şuppiluliuma'nın hem de ondan sonra tahta çıkan veliahdı II. Arnuwanda'nın ölümüne sebep olmuştur.

Abisinin ölümü üzerine henüz 20'li yaşlarının başında, tecrübesiz bir genç olarak tahta çıkan II. Murşili, düşmanları tarafından "Sen bir çocuksun, hiçbir şey bilmiyorsun." denilerek küçümsenmiştir.

Salgın nedeniyle tarlaları sürecek, ekinleri biçecek ve tanrılara kurban sunacak insan gücü kalmamış, imparatorluk açlık ve yok oluşun eşiğine gelmiştir.

2. Veba Duaları ve Bir Kralın Çaresizliği

Böylesine ağır bir buhranın içinde kalan II. Murşili, antik dünyanın en duygusal edebi metinlerinden olan "Veba Duaları"nı yazdırmıştır.

Salgının nedenini bulmak için devlet arşivlerindeki eski metinleri ve kehanetleri inceleten Murşili, vebanın tanrıların bir cezası olduğu kanaatine varmıştır.

Dualarında tanrılara yakararak, babası I. Şuppiluliuma'nın yasal varis olan Genç Tudhaliya'yı öldürerek tahtı gasp etmesinin ve Mısır'la yapılan antlaşmayı bozmasının bu felakete yol açtığını itiraf eder.

Murşili, "Babanın günahı oğluna geçer, bana da babamın günahı geçti." diyerek işlenen bu suçun kefaretini ödemek için tanrılara yalvarmış, halkını ve ordusunu bu azaptan kurtarmalarını istemiştir.

Onun duaları, sadece bir yöneticinin değil, acı çeken çaresiz bir insanın iç dünyasını olanca çıplaklığıyla yansıtır.

3. Kişisel Trajediler, Büyücülük ve Kekemelik

II. Murşili'nin trajedileri sadece veba ile sınırlı kalmamıştır.

İmparatorluğu yönetirken bir yandan da babasının Babil kökenli eşi olan Tawananna (Büyük Kraliçe) Malnigal ile büyük bir iktidar kavgası yaşamıştır.

Murşili, çok sevdiği eşi Kraliçe Gaşşulawiya hastalanıp öldüğünde, bu ölümden üvey annesi Tawananna'yı sorumlu tutmuştur.

Yapılan kehanetler sonucunda Tawananna'yı karısına kara büyü yapmakla suçlamış; ancak hanedan üyesi olduğu için onu idam edememiş, rahibelik görevlerinden alarak saraydan sürgün etmiştir.

Yaşadığı tüm bu psikolojik yıkımlar, veba yüzünden halkının erimesi ve karısının ölümü, II. Murşili'nin sağlığını da etkilemiştir.

Kendi yazdırdığı metinlere göre, Fırtına Tanrısı'nın korkunç bir şekilde gürlemesinin ardından sözcükler ağzından kesik kesik çıkmaya başlamış, yani kral kekeme olmuştur.

4. Yıllıklar (Annallar) ve Tarih Yazıcılığı

Hitit kralları, yaptıkları icraatların hesabını tanrılara vermek amacıyla "Annal" (Yıllık) adı verilen devlet arşivleri tutarlardı.

İmparatorluk Dönemi'nin en geniş, en detaylı ve stil açısından en özenli tarihsel belgeleri bizzat II. Murşili'ye aittir.

II. Murşili'nin yıllıklarını antik dünyanın diğer metinlerinden (örneğin salt propaganda amaçlı Mısır yazıtlarından) ayıran en büyük özellik, son derece gerçekçi ve samimi olmalarıdır.

O, sadece kazandığı zaferleri değil; korkularını, şüphelerini, ordusunun hastalık yüzünden zayıflamasını ve kaybettiği yakınlarını da tabletlere işletmiştir.

Hem babası I. Şuppiluliuma'nın dönemini anlatan metinler hem de kendi icraatlarını anlattığı "10 Yıllıklar" gibi belgeler bırakarak Hitit tarihinin en önemli tarih yazıcısı olmuştur.

Sonuç

İmparatorluk Dönemi bağlamında II. Murşili; devasa sınırları korumak zorunda olan, veba yüzünden tükenmiş bir demografiyi Batı Anadolu'dan getirdiği sivil esirlerle (namra) yeniden canlandırmaya çalışan ve tüm bu ağır psikolojik yükü Yıllıkları ve Veba Duaları aracılığıyla günümüze aktaran, hem askeri hem de edebi anlamda çağının en dirayetli karakteridir.