Bin Tanrılı Halk Anlayışı
Hititlerin "Bin Tanrılı Halk" olarak anılmasının temel nedeni, fethettikleri veya egemenlikleri altına aldıkları farklı bölgelerin ve kültürlerin yerel inançlarını yok etmek yerine, o tanrıları kendi panteonlarına (tanrılar topluluğuna) dâhil etmeleridir.
Bu yaklaşım, basit bir inanç meselesinden ziyade, Anadolu'nun çok kültürlü ve parçalanmış yapısını bir arada tutmayı amaçlayan son derece pragmatik, diplomatik ve bilinçli bir devlet politikasıdır.
Kültürel Kapsayıcılık ve Mozaik Yapı
Hititler sınırlarını genişlettikçe karşılaştıkları Hatti, Hurri, Luvi, Pala, Suriye, Mezopotamya (Sümer, Babil, Asur) ve hatta Hint-Ari kökenli yüzlerce tanrıyı kendi dinlerine katmışlardır.
Bu tanrıların yalnızca varlıklarını değil, orijinal isimlerini ve onlara tapınma biçimlerini (ritüellerini) de olduğu gibi koruyup kabul etmişlerdir.
Diplomatik Bir Araç Olarak Din
Hitit kralları, fethettikleri topraklardaki yerel tanrıları kendilerine düşman etmek yerine, onlara da kurbanlar sunarak kendi taraflarına çekmeyi ve bu sayede yerel halkın devlete olan bağlılığını güvence altına almayı hedeflemişlerdir.
Bu zekice siyasi manevra uluslararası diplomasiye de yansımış; devlet antlaşmalarında sadece Hitit tanrıları değil, antlaşma yapılan karşı devletin sayısız tanrısı da şahit olarak metinlere yazılmıştır.
Görsel ve Yazılı Kayıtlar
Hitit metinleri açıkça bin tanrılı bir meclisten bahsetse de, günümüze ulaşan çivi yazısı tabletlerde araştırmacılar tarafından bugüne kadar 600'ün üzerinde farklı tanrı ve tanrıça ismi saptanabilmiştir.
Bu muazzam çeşitliliği ve birleştirici gücü, başkent Hattuşa'nın yakınlarındaki ünlü Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı'nda kayalara işlenmiş yüzlerce tanrı kabartmasında da görsel olarak izlemek mümkündür.
Özet
Hitit panteonunun bu kadar kalabalık ve karmaşık bir yapıya dönüşerek onlara "Bin Tanrılı Halk" unvanını kazandırması; başka inançlara duydukları saygı ve bu inançları tek bir imparatorluk çatısı altında asimile etmeden birleştirebilme vizyonlarından kaynaklanmaktadır.