1. Boşanma, Çeyiz ve Tazminat Hakkı

Pek çok eski Yakındoğu toplumunun aksine, Hitit kadınlarının yasal olarak boşanma hakkı bulunuyordu.

Kadınlar boşandıklarında evlenirken getirdikleri çeyizlerini eksiksiz biçimde alarak baba evine dönme hakkına sahipti ve bazı durumlarda kocalarından tazminat da talep edebiliyorlardı.

Bunun en çarpıcı örneği, Kral IV. Tudhaliya'nın yargıçlık yaptığı ve tarihin bilinen ilk uluslararası boşanma davası sayılan olaydır. Bu davada Hitit Kralı, Ugarit kralından boşanan bir prensesin çeyiziyle birlikte memleketine dönmesine hükmederek kadının ekonomik haklarını uluslararası düzeyde korumuştur.

2. Miras Hakkı ve Mülkiyet

Hitit yasaları miras paylaşımı konusunda kadınlara erkeklerle eşit haklar tanımaktaydı.

Boşanıp baba evine dönen bir kadın orada hayatını kaybederse, sahip olduğu mal varlığı ve mirası doğrudan kendi çocuklarına geçiyordu.

3. "İç Güveysi" Sistemi ve Dul Kadının Korunması

Hitit toplumunda sadece kadının erkeğin evine gittiği bir evlilik modeli yoktu; erkeğin kadının evine yerleştiği "iç güveysi" sistemi de yasalarla tanımlanmış ve güvence altına alınmıştı.

Ayrıca eşi vefat eden dul bir kadının ekonomik ve sosyal olarak mağdur olmaması, sahipsiz kalmaması için aile içinden uygun biriyle evlendirilmesini sağlayan korumacı kurallar mevcuttu.

Kadınlar aynı zamanda toplumda şifacı, büyücü (ak büyü), rahibe, müzisyen, çamaşırcı ve değirmenci gibi çeşitli meslekleri icra edebiliyorlardı.

4. Devlet Yönetiminde Kraliçelerin (Tawananna) Eşsiz Gücü

Hitit kraliçeleri olan "Tawananna"lar, sadece kralın eşi olmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkenin başrahibesi olarak devlette muazzam bir güç elde ediyorlardı.

Tawanannalık ömür boyu süren bir unvandı; kral ölse bile kraliçe yetkilerini koruyor ve yeni kral döneminde de devleti yönetmeye devam edebiliyordu.

Özellikle Kraliçe Puduhepa, uluslararası antlaşmalarda kendi mührünü kullanmış, yasal davalara başkanlık etmiş ve Mısır Firavunu II. Ramses ile bizzat diplomatik yazışmalar yapmıştır.

Bir kraliçenin bu derece bağımsız ve aktif bir siyasi güç kullanması, dönemin Mısır veya Mezopotamya uygarlıklarında görülmeyen, Anadolu kadınına özgü çok ileri bir durumdu.

Hatta Hititlerden de önce Asur Ticaret Kolonileri döneminde bile Anadolu'da "Rubatum" (kraliçe) adı verilen kadınların ticaret ve yönetimde tek başlarına aktif söz sahibi oldukları bilinmektedir.

5. Ataerkil İzler ve Sınırlar

Tüm bu ileri haklara rağmen Hitit toplumu kendi çağının sınırları içinde ataerkil izler de taşıyordu.

Erkeklerin birden fazla eş (ikinci derece eşler veya cariyeler) alması yasalara uygunken, kadınların birden fazla erkekle evlenmesi söz konusu değildi.

Ayrıca zina çok ağır bir suçtu ve cezası ölüme kadar varabiliyordu; ancak cezalar verilirken olayın nerede gerçekleştiği (dağda zorla olursa erkeğin, evde olursa kadının suçlu sayılması gibi) detaylı hukuki bağlamlara oturtuluyordu.

Kocasının zina yapan eşini yakalayıp öldürmesi de suç sayılmıyordu.

Sonuç

Kadınların sosyal hayattaki görünürlüğü, evlilik sözleşmelerindeki ekonomik teminatları ve devletin en üst kademesinde kraliçelerin sahip olduğu olağanüstü bağımsız güç, Hitit uygarlığını kadın hakları açısından antik dünyada eşsiz ve öncü bir konuma taşımıştır.