1. Federasyon Yapısı ve Yönetim Biçimi

Hititler, fethettikleri stratejik bölgeleri doğrudan başkent Hattuşa'dan yönetmek yerine, buraları içişlerinde serbest, dışişlerinde ise Hitit Büyük Kralı'na bağlı vasal krallıklara dönüştürmüşlerdir.

Bu krallıkların yönetimi için iki farklı yöntem izlenmiştir:

  • Bazen o bölgenin kendi yerel yöneticileri ve ileri gelenleri seçilerek vasal kral yapılmıştır.
  • Bazen de (özellikle kilit öneme sahip yerlerde) merkezden bizzat Hitit hanedanı üyeleri atanmıştır.

Örneğin I. Şuppiluliuma, Kuzey Suriye'nin zengin ticaret şehirleri olan Halep ve Kargamış'ı ele geçirdiğinde kendi oğullarını (Piyassili/Şarrikuşuh ve Telipinu) bu şehirlere vali ve vasal kral olarak yerleştirmiştir.

2. Uluslararası Hukuk: Vasallık Antlaşmaları ve Yükümlülükler

Merkez ile vasal krallıklar arasındaki ilişkiler, standart bir formatı olan detaylı ve yazılı "vasallık antlaşmalarıyla" güvence altına alınmıştır.

Bu yasal çerçeveye göre bir vasal devletin başlıca yükümlülükleri şunlardı:

  • Hitit kralı savaşa çağırdığında asker ve savaş arabası desteği sağlamak.
  • Hattuşa'daki Büyük Kral'a bağlılığını göstermek için düzenli olarak yıllık haraç ödemek.
  • Hitit kralının dostuna dost, düşmanına düşman olmak.
  • Diğer büyük güçlerle (Mısır, Asur, Babil vb.) kesinlikle bağımsız bir iletişim veya diplomasi yürütmemek.
  • Sınır ihlallerini önlemek ve ülkelerinden kaçan siyasi mültecileri/kaçakları Hitit merkezine iade etmek.

Bu antlaşmalar, her iki ülkenin (Hitit ve vasal devletin) tanrılarının şahitliğinde imzalanır; antlaşmaya sadık kalınması halinde kutsamalar, bozulması halinde ise tanrısal lanetler metne eklenerek dini bir güvence oluşturulurdu.

3. Tampon Bölgeler ve Çöpçatanlık Diplomasisi

Hititler uluslararası ilişkilerde güç dengesini korumak için vasal devletleri tampon bölge olarak kullanmışlardır.

Bu bağlılığı pekiştirmek için de siyasi hanedan evliliklerine başvurmuşlardır.

Örneğin I. Şuppiluliuma, eski düşmanı Mitanni Devleti'ni yıktıktan sonra başa geçen Mattiwaza'ya kendi kızını eş olarak vermiş, onu vasal kral yaparak doğuda hızla yükselen Asur tehdidine karşı Mitanni'yi bir tampon devlet haline getirmiştir.

Amurru ve Ugarit gibi zengin Doğu Akdeniz liman kentleri de Mısır ile Hititler arasında tampon görevi gören, ancak zaman zaman kim güçlüyse o tarafa yönelme eğilimi taşıyan stratejik vasal krallıklardı.

4. Ekonomik Ambargo Aracı Olarak Vasallar

Vasal krallık sistemi sadece askeri değil, ekonomik bir diplomatik silah olarak da işlev görmüştür.

Örneğin Kral IV. Tudhaliya, doğuda tehlikeli biçimde büyüyen Asur'a karşı doğrudan askeri bir harekât yerine uluslararası ekonomik ambargo uygulamayı seçmiştir.

Bu doğrultuda, kendisine bağlı vasallar olan Amurru ve Ugarit krallarına, Asur topraklarına tüccar göndermemelerini ve limanlarını Asurlulara tamamen kapatmalarını emretmiştir.

5. Sistemin Çöküşü

Hitit İmparatorluğu'nun en büyük gücü olan bu vasal ağ, aynı zamanda onun zayıf karnıydı.

Sistemin işlemesi, merkezi otoritenin askeri ve diplomatik olarak her an güçlü olmasına bağlıydı.

M.Ö. 1200'lerde yaşanan şiddetli kuraklık, dışarıdan gelen Deniz Kavimleri saldırıları ve iç isyanlar neticesinde Hattuşa'daki merkezi hükümet zayıfladığında, özenle kurulan bu sistem hızla çökmüştür.

Baskı altında kalan ve merkezin otoriteyi kaybettiğini gören vasal krallar, asker sağlamak için yapılan çağrılara yanıt vermeyi ve haraç göndermeyi keserek kendi hayatta kalma düzenlemelerini yapmaya başlamışlar, bu da Hitit İmparatorluğu'nun nihai yıkılışına zemin hazırlamıştır.