1. Diplomatik Dil ve Üslup (Lingua Franca ve Kardeşlik)
Hititler, kendi aralarında Hititçe veya Luvice konuşsalar da, Mısır ve Babil gibi dönemin diğer süper güçleriyle yaptıkları uluslararası yazışmalarda dönemin diplomatik ortak dili (lingua franca) olan Akatça'yı kullanmışlardır.
Dönemin diplomasisinde güç dengesi çok netti; birbirine eşit veya denk olan büyük krallar (Hitit, Mısır, Babil kralları) yazışmalarında birbirlerine "Kardeşim" diye hitap ediyorlar ve düzenli olarak birbirlerine değerli hediyeler gönderip iyi niyetlerini sunuyorlardı.
2. Vasal (Bağımlı) Devletler ve Federasyon Sistemi
Özellikle I. Şuppiluliuma ile başlayan İmparatorluk Dönemi'nde Hititler, fethettikleri stratejik bölgeleri doğrudan merkezden yönetmek yerine, buralarda kendilerine sadık "vasal krallıklar" kurarak bir tampon bölge ve federasyon sistemi oluşturmuşlardır.
Kuzey Suriye gibi kilit ticaret noktalarını güvenceye almak için, Kargamış ve Halep (Halpa) gibi kentlerin krallık tahtlarına doğrudan Hitit prenslerini (Şarrikuşuh ve Telipinu gibi kendi oğullarını) oturtmuşlardır.
Ugarit ve Amurru gibi zengin liman kentlerinin krallarıyla "vasallık antlaşmaları" imzalamışlardır. Bu antlaşmalara göre vasal kral; Hitit kralının dostuna dost, düşmanına düşman olmak, Hitit ordusuna asker ve savaş arabası sağlamak ve yıllık haraç ödemek zorundaydı.
Bu sistem sayesinde Hititler, Doğu Akdeniz ticaretini ve sınır güvenliklerini teminat altına almışlardır.
3. Uluslararası Hukuk: Antlaşmalar ve Kadeş Barışı
Antlaşmalar, Hitit dış politikasının belkemiğiydi.
Tarihte bilinen ilk yazılı antlaşmalardan biri, Eski Krallık Dönemi'nde Kral Telepinu ile Kizzuwatna (Çukurova) Kralı İşputahşu arasında imzalanmıştır.
Ancak Hitit diplomasisinin şaheseri, M.Ö. 1259'da III. Hattuşili ile Mısır Firavunu II. Ramses arasında imzalanan Kadeş Barış Antlaşması'dır.
Kadeş Savaşı'nın ardından yıllar süren müzakerelerle ortaya çıkan bu metin, tarihin bilinen ilk eşit şartlardaki uluslararası barış antlaşmasıdır.
Akatça yazılan antlaşma; karşılıklı saldırmazlık, üçüncü bir devlete karşı ortak savunma (askeri ittifak) ve siyasi kaçakların/mültecilerin iadesi gibi modern uluslararası hukukun temel prensiplerini içeriyordu.
Antlaşmanın şahitleri olarak her iki ülkenin "Bin Tanrısı" metne yazılmış ve yeminleri bozanların bu tanrılar tarafından lanetleneceği belirtilmiştir.
4. Siyasi Evlilikler ve Kraliçelerin Çöpçatanlık Diplomasisi
Hititler, barışı ve siyasi ittifakları güvence altına almak için "hanedan evliliklerini" sistematik bir devlet politikası olarak kullanmışlardır.
I. Şuppiluliuma, Babil Krallığı ile müttefik olmak için kendi eşini sürgüne gönderip Babil prensesiyle evlenmiş, kızlarını ise Arzawa ve Mitanni krallarıyla evlendirerek bu devletleri Hitit sarayına bağlamıştır.
III. Hattuşili ve eşi Kraliçe Puduhepa, Amurru Devleti ile olan bağları tazelemek için kendi çocuklarını Amurru Kralı Benteşina'nın çocuklarıyla karşılıklı olarak (çaprazlama) evlendirmişlerdir.
Kadeş Barışı'nı mühürlemek adına Kraliçe Puduhepa'nın yürüttüğü uluslararası çöpçatanlık sonucunda, Hitit prensesleri Mısır'a gönderilerek II. Ramses'in eşi (Firavunun Büyük Kraliçesi) olmuşlardır.
Puduhepa bu süreçlerde Mısır sarayıyla, Firavun ve eşi Nefertari (Naptera) ile bizzat diplomatik mektuplar yazışarak inanılmaz aktif bir siyasi rol üstlenmiştir.
5. Zannanza Olayı: Diplomatik Bir Dönüm Noktası
Uluslararası ilişkiler tarihindeki en ilginç krizlerden biri, I. Şuppiluliuma döneminde yaşanmıştır.
Mısır Firavunu Tutankhamun'un ölümüyle dul kalan Mısır Kraliçesi Ankhesenamun, Şuppiluliuma'ya bir mektup yazarak Mısır'a firavun olması için Hitit prenslerinden birini göndermesini talep etmiştir.
Kraliçe mektubunda "Asla kendi hizmetkârlarımdan birini koca yapmayacağım... Bir Hitit prensi bana koca, Mısır'a kral olsun." diyerek dönemin diğer süper gücünü savaşmadan Hitit kontrolüne bırakmayı teklif etmiştir.
Başlangıçta bu cüretkâr tekliften şüphelenen Şuppiluliuma, durumu doğrulattıktan sonra oğlu Prens Zannanza'yı Mısır'a yollamış; ancak prensin Mısır topraklarına girer girmez muhalif Mısırlılar tarafından pusuya düşürülüp katledilmesi, iki süper güç arasında uzun yıllar sürecek kanlı savaşlara ve Hititleri kırıp geçiren bir veba salgınına neden olmuştur.
6. Ekonomik Diplomasi, Hukuk ve Uluslararası Hakemlik
Hakemlik ve Boşanma Davası
Hitit Büyük Kralı, kendine bağlı vasal devletler arasındaki siyasi ve yasal problemlere bir "uluslararası yüksek mahkeme" gibi hakemlik ediyordu.
Kral IV. Tudhaliya'nın Ugarit ve Amurru krallıkları arasındaki bir evlilik ihtilafında yargıçlık yapıp bir prensesin çeyiziyle ülkesine dönmesini sağladığı uluslararası boşanma davası, Hitit diplomasisinin geldiği hukuki noktayı gösterir.
Ekonomik Ambargo
İmparatorluğun son demlerinde doğuda büyüyen Asur tehdidine karşı, IV. Tudhaliya silahlı çatışmaya girmek yerine uluslararası ekonomik ambargo silahını kullanmıştır.
Kendisine bağlı Amurru ve Ugarit limanlarının Asurlularla ticaret yapmasını kesin olarak yasaklamıştır.
İnsani Yardım Talepleri
M.Ö. 13. yüzyılın sonlarına doğru Anadolu'yu kasıp kavuran büyük kuraklık ve açlık felaketi sırasında, Hititler sahip oldukları diplomatik ilişki ağını kullanarak Kadeş Barışı'nın onlara sağladığı dostluk sayesinde, Mısır Firavunu Merenptah'tan tahıl yardımı istemiş; Mısır da gemilerle Hitit ülkesine buğday sevk ederek müttefikini hayatta tutmaya çalışmıştır.
Sonuç
Hitit siyasi tarihinde uluslararası ilişkiler; gücün salt kılıçla değil, evlilikler, antlaşmalar, istihbarat, ekonomik ambargolar ve kraliçelerin bizzat dahil olduğu diplomasi ağlarıyla yönetildiği, çağdaş uluslararası sistemin ilk prototiplerinden biri olarak karşımıza çıkmaktadır.