DEVLET YÖNETİMİ
1. Merkezi Devlet ve Kralın ("Tabarna") Mutlak Gücü
Hititler, Anadolu'daki dağınık Hatti beyliklerini ve şehir devletlerini birleştirerek bölgedeki ilk merkezi imparatorluğu kurmuşlardır.
Devletin zirvesinde bulunan Büyük Kral; başkomutan, başyargıç ve başrahip unvanlarını şahsında toplardı.
Kral yaşarken tanrıların yeryüzündeki temsilcisi olarak ülkeyi idare eder, öldüğünde ise inançlarına göre "tanrı olurdu".
Yönetimde kralın sözü "demirdendi" ve kararlarına karşı gelmek ölümle cezalandırılırdı.
2. "Tawananna" (Ana Kraliçe) Müessesesi
Hitit devlet yönetiminin en eşsiz yönlerinden biri kraliçelerin sahip olduğu olağanüstü bağımsız güçtür.
Tawananna, kral eşi olarak taşıdığı siyasi ve dini gücü, kocası ölse dahi ömür boyu korur ve yeni kral döneminde de Büyük Kraliçe olarak kalmaya devam ederdi.
Kraliçeler;
- Kendi mühürlerini basabilir,
- Yasal davalara başkanlık edebilir,
- Mısır firavunlarıyla (örneğin Puduhepa'nın II. Ramses ile yazışmaları) doğrudan uluslararası diplomasi yürütebilirlerdi.
3. Pankuş Meclisi ve Bürokrasi
Hititlerin Eski Krallık döneminde, kralın yetkilerini denetleyen, kararlarını onaylayan ve kraliyet ailesi içindeki suçları yargılayan soylulardan oluşan Pankuş (Asiller Meclisi) bulunmaktaydı.
Ancak İmparatorluk sınırları genişledikçe kral otoriterleşmiş, mutlak monarşi güçlenmiş ve Pankuş Meclisi işlevini yitirerek feshedilmiştir.
Hitit sarayı, metinlerde adları geçen yaklaşık 600 memurdan oluşan geniş bir bürokrasi ile yönetiliyordu.
4. Tımar ve Vasal Krallık Sistemi
Toprakların mülkiyeti temelde krala aitti.
Kral, savaşta yararlılık gösteren komutanlara veya memurlara Osmanlı'dakine benzer bir tımar sistemi ile toprak bağışlardı.
Devasa imparatorluğu yönetmek için fethettikleri kilit ticaret şehirlerine (Halep, Kargamış gibi) Hitit prenslerini vali/kral olarak atamışlar veya yerel yöneticilerle vasallık antlaşmaları imzalayarak bir tür federasyon sistemi kurmuşlardır.
HUKUK SİSTEMİ1. "Kısasa Kısas" Yerine "Tazminat" İlkesi
Hitit hukuku, dönemin ünlü Babil kanunlarının acımasız ve fiziksel cezalandırmaya dayalı "göze göz, dişe diş" anlayışını reddetmiştir.
Bunun yerine tazminat ve para cezası (fidye) esasına dayanan çok daha insancıl ve modern bir hukuk sistemi geliştirmişlerdir.
Örneğin bir adam başka birinin dişini kırarsa, fiziksel bir ceza yerine belirlenen miktarda gümüş öderdi.
2. Telepinu Fermanı (Veraset ve Anayasa)
Hitit Devleti'ni yok oluşun eşiğine getiren kanlı taht kavgalarını bitirmek için Kral Telepinu tarafından çıkarılan bu ferman, antik dünyanın en önemli hukuki belgelerinden biridir.
Tahta geçiş kuralları kesin olarak belirlenmiştir:
- Önce birinci eşin oğlu,
- O yoksa ikinci eşin oğlu,
- O da yoksa iç güveysi kral olacaktır.
Ferman aynı zamanda suçun bireyselliği ilkesini de getirmiştir.
Bu durum, bir Tunç Çağı kralının kendi mutlak gücünü yasalarla sınırlandırmasının önemli bir örneğidir.
3. Dinamik Yasalar ve Adalet Anlayışı
Hitit kanunları statik değildi; toplumun ihtiyaçlarına göre değiştirilebiliyordu.
Tabletlerde geçen:
"Eskiden 50 şekel öderdi, ama artık 25 şekel ödeyecektir."
ifadesi, yasaların zaman içinde revize edildiğini göstermektedir.
Yerel yöneticilere gönderilen talimatnamelerde;
- Adaletin sağlanması,
- Haklının haksız duruma düşürülmemesi,
- Halkın şikâyetlerinin bizzat dinlenmesi
özellikle emredilmiştir.
4. Kadınların ve Kölelerin Yasal Hakları
Hitit toplumunda kadınların;
- Boşanma hakkı vardı.
- Çeyizlerini geri alarak baba evine dönebiliyorlardı.
Tarihin bilinen ilk uluslararası boşanma davasında Kral IV. Tudhaliya, Ugarit kralından boşanan bir prensesin çeyiziyle birlikte ülkesine dönmesine hükmederek kadının mülkiyet hakkını korumuştur.
Savaşlardan getirilen sivil kölelerin (Namra) de önemli yasal hakları bulunmaktaydı.
Köleler;
- Mülk edinebilir,
- Özgürlüklerini satın alabilir,
- Özgür bireylerle evlenebilirlerdi.
5. Ölüm Cezasının Uygulandığı İstisnalar
Hitit hukukunda cezalar genellikle tazminata dayansa da bazı suçlar ölümle cezalandırılırdı.
Bunlar;
- Devlete veya krala isyan etmek,
- Kralın ve devlet görevlilerinin kararlarına karşı gelmek,
- Kara büyü (kötü amaçlı büyü) yapmak
gibi ağır suçlardı.
Sonuç
Özetle; Hitit medeniyetinde devlet ve hukuk, salt kaba kuvvete veya dini dogmalara değil; diplomatik evliliklerle ve antlaşmalarla desteklenen organize bir bürokrasiye, tazminata dayanan adil kanunlara ve kadınların ile kölelerin dahi sistem içinde haklarının gözetildiği kurumsal bir yapıya dayanıyordu.
Modern Batı (Roma) hukukunun temellerine de ilham kaynağı olduğu düşünülen bu sistem, Hititleri kendi çağının ötesine taşımıştır.