Kısa Özet
Eski Krallık Dönemi, Hitit Devleti'nin kuruluşu, büyük fetihlerle güçlenmesi, Babil'in ele geçirilmesi, ardından yaşanan kanlı taht mücadeleleri ve Kral Telepinu'nun gerçekleştirdiği veraset reformlarıyla devletin yeniden istikrara kavuştuğu kritik bir dönemdir.
Siyasi tarih bağlamında Eski Krallık Dönemi; Hititlerin Anadolu'da dağınık şehir devletlerini birleştirerek merkezi bir devlet kurduğu, Ortadoğu'nun süper güçlerinden biri olma yolunda askeri zirvelere ulaştığı, ancak bu başarıların ardından kanlı taht kavgalarıyla sarsıldığı ve en nihayetinde yasal reformlarla devletin kurumsallaştığı oldukça çalkantılı ve kritik bir evredir.
Kaynaklara göre Eski Krallık Dönemi'nin siyasi olayları şu temel aşamalardan oluşmaktadır:
1. Kuruluş ve I. Hattuşili'nin Fetihleri
Hitit krallarının ataları sayılan Kuşşara kralları Pithana ve Anitta'nın Anadolu'da kurduğu siyasi birliğin ardından, Anitta'nın lanetlediği ve yakıp yıktığı Hatti kenti Hattuş (Hattuşa), II. Labarna tarafından yeniden inşa edilerek başkent yapılmıştır.
Başkentin adından dolayı kendisine "Hattuşalı" anlamına gelen I. Hattuşili adını alan bu kral, M.Ö. 1650 civarında Hitit Krallığı'nın kurucusu kabul edilir.
I. Hattuşili, sınırları genişletmek için yönünü dönemin en büyük ticaret ve medeniyet merkezlerine, Kuzey Suriye'ye ve Batı Anadolu'daki Arzawa'ya çevirmiştir.
Alalah kentini ele geçirdiğinde oradan getirdiği Babil stili çivi yazısı kullanan katipler sayesinde Hititlerin yazılı tarihinin (devlet arşivciliğinin) başlamasını sağlamıştır.
Siyasi vasiyetnamesinde, kendisine ihanet ve isyan eden oğulları yerine torunu I. Murşili'yi veliaht ilan ederek tahtı ona bırakmıştır.
2. I. Murşili ve Babil'in Düşüşü
Dedesinin fetih politikasını sürdüren I. Murşili, Kuzey Suriye'de Halep'i fethederek Yamhad Krallığı'na son vermiştir.
Askeri bir deha olan Murşili, ordularını başkentten 2000 kilometre öteye, Mezopotamya'nın kalbine sürerek antik dünyanın en büyük metropolü olan Babil'i fethetmiştir.
Tarihçiler tarafından M.Ö. 1595 veya M.Ö. 1531 olarak tarihlendirilen bu büyük seferle ünlü Hammurabi hanedanlığı yıkılmıştır.
Ancak anayurttan çok uzakta olmanın yarattığı lojistik sorunlar nedeniyle Murşili şehri elinde tutmamış, yağmalayarak ve hazineleri alarak Hattuşa'ya geri dönmüştür.
3. Gaspçı Krallar Devri ve Siyasi Çöküş
Babil fatihi I. Murşili başkente döndüğünde, eniştesi Hantili ve suç ortağı Zidanta'nın kurduğu bir komployla suikasta kurban gitmiştir.
Murşili'nin öldürülmesi, Hitit siyasi tarihinde kralların sürekli birbirini katlederek tahtı ele geçirdiği kanlı "Gaspçı Krallar Devri"ni başlatmıştır.
Hantili, Zidanta, Ammuna ve Huzziya'nın kan dökerek hüküm sürdüğü bu istikrarsızlık döneminde Hititler dış siyasette de büyük darbeler almıştır.
Suriye'deki fethedilen topraklar kaybedilmiş ve bölgede Hititlere büyük rakip olacak Hurri-Mitanni devleti kurulmuştur.
Aynı dönemde Kuzey Anadolu'da kabileler halinde yaşayan Göçebe Kaşkalar, Hitit topraklarına akınlar düzenlemeye başlamış ve kutsal Nerik kentini ele geçirmişlerdir.
4. Kral Telepinu: Veraset Reformu ve Dönemin Sonu
Ülkeyi yok oluşun eşiğine getiren bu kaosu bitiren kişi Kral Telepinu olmuştur.
Tahtı ele geçirdiği Huzziya'yı ve kendisine suikast düzenleyenleri öldürmek yerine sürgüne göndererek alışılagelmiş cinayet sarmalını kırmıştır.
Eşi ve oğlu bir suikastla öldürüldüğünde dahi intikam almak yerine sağduyulu davranarak katilleri Pankuş (Asiller) Meclisi onayıyla cezalandırmış ancak canlarını bağışlamıştır.
Siyasi tarihi derinden etkileyen en büyük icraatı ise taht kavgalarını önlemek için çıkardığı yasal bir metin olan Telepinu Fermanı'dır.
Fermanla birlikte veraset sistemi kesin bir kurala bağlanmıştır:
- Tahta önce birinci dereceden eşin oğlu,
- O yoksa ikinci dereceden eşin oğlu,
- Erkek varis hiç yoksa birinci dereceden bir kızın kocası (iç güveysi) geçecektir.
Ayrıca soylulardan oluşan Pankuş Meclisi, kralın kararlarını ve hanedan cinayetlerini denetleyen yetkili bir organ olarak konumlandırılmıştır.
Dış politikada ise Telepinu, güney komşusu Kizzuwatna (Çukurova) Krallığı ile yazılı bir barış antlaşması imzalayarak sınırlarını güvence altına almıştır.
Telepinu'nun ölümüyle birlikte Eski Hitit Krallığı dönemi sona ermiş ve ülke "Orta Hitit" (Orta Krallık) adı verilen yeni bir tarihsel evreye girmiştir.