Kral Midas Dönemi
Frig Devleti, "Siyasi Yapı ve Yerleşim" bağlamında en geniş sınırlara, en büyük zenginliğe ve uluslararası düzeyde en saygın konuma M.Ö. 8. yüzyılın ikinci yarısında (yaklaşık M.Ö. 725-695/675) tahta geçen Kral Midas döneminde ulaşmıştır.
Kaynaklar, Midas'ın bu altın çağda krallığın siyasi ve yerleşim yapısını nasıl dönüştürdüğünü şu şekilde detaylandırmaktadır.
Siyasi Egemenlik Alanı ve Sınırların Genişlemesi
Kral Midas döneminde Frigya'nın siyasi yapısı yerel bir beylikten çıkarak tüm Anadolu'ya yön veren bir "Süper Güce" dönüşmüştür.
Başlangıçta Orta Anadolu yaylalarında (Eskişehir, Afyon, Ankara, Sakarya vadileri) kurulan Frig yerleşim alanları, Midas ile birlikte doğuda Kızılırmak (Halys) havzasına ve Amasya'ya, batıda Ege sahillerine (Kütahya ve Burdur'a), kuzeyde Samsun'dan güneyde Denizli ve Niğde'ye kadar inanılmaz bir genişliğe ulaşmıştır.
Uluslararası Diplomasi ve Siyasi İttifaklar Ağı
Midas'ın siyasi yapıyı güçlendiren en büyük özelliği salt askerî bir lider değil, aynı zamanda kurnaz bir diplomat olmasıdır.
Doğu Politikası (Asur ve Muşkiler)
Asur belgelerinde "Muşkili Mita" adıyla anılan Midas, başlangıçta Asur İmparatoru II. Sargon'a karşı Geç Hitit şehir devletlerini (Tabal, Kargamış) ve Urartuları destekleyerek büyük bir doğu ittifakı kurmuştur.
Ancak daha sonra Kafkaslardan gelen Kimmer tehdidine karşı politik bir esneklik göstererek M.Ö. 709 yılında baş düşmanı Asur ile barış ve müttefiklik antlaşması yapmıştır.
Batı Politikası (Yunanistan ve Ege)
Asur tehlikesini barışla savuşturan Midas, yönünü tamamen Batı'ya dönmüştür.
Batı Anadolu'daki Aiolya kolonilerinden Kyme'nin prensesi (Hermodike / Damadiki) ile evlenerek Yunan dünyası ile akrabalık ve sağlam diplomatik bağlar kurmuştur.
Bununla yetinmeyerek, Kıta Yunanistan'daki ünlü Delphoi Apollon Tapınağı'na kendi fildişi tahtını armağan etmiştir.
Bu siyasi hamleler Midas'ı antik Batı kaynaklarında "Yunanlarla dostane ilişkiler kuran ilk Doğulu barbar kral" olarak efsaneleştirmiştir.
Başkent Gordion'un İmarı ve Siyasi Otoritenin Merkezi
Midas, devletin artan ekonomik ve siyasi gücünü başkent Gordion'un (Yassıhöyük) yerleşimine ve mimarisine yansıtmıştır.
Başkent, yüksek kulelerle desteklenen görkemli surlar ve anıtsal giriş kapılarıyla tahkim edilmiş, içerisine tabanları karmaşık geometrik çakıltaşı mozaiklerle bezeli devasa kraliyet yapıları (Megaronlar) inşa edilmiştir.
Bu dönemde Gordion, Doğu ve Batı ticaret yollarının kesiştiği, ahşap, dokuma ve tunç işçiliğinde dönemin en büyük metropolü haline gelmiştir.
Güç Gösterisi Olarak "Midas Tümülüsü" (Tümülüs MM)
Kral Midas döneminin siyasi kudretini kanıtlayan en somut yerleşim ve mimari ögelerden biri, Gordion çevresine inşa edilen devasa yığma mezar tepeleridir.
Bunların en büyüğü, 53 metre yüksekliğinde ve 300 metre çapında olan ve edebiyata "Midas Tümülüsü" olarak geçen anıtsal yapıdır.
Uzun süre Midas'a ait olduğu sanılan bu mezarın ahşap kısımlarında yapılan modern dendrokronoloji çalışmaları, ağaçların M.Ö. 740 yıllarında kesildiğini kanıtlamıştır.
Bu da mezarın Midas tarafından muhtemelen babası Kral Gordios için yaptırıldığını göstermektedir.
İçerisinden çıkan son derece zengin tunç kazanlar, geometrik desenli kakmalı ahşap masalar ve mobilyalar, Midas’ın böyle bir anıtsal projeyi organize edebilecek muazzam bir servete, iş gücüne ve merkezi bir otoriteye sahip olduğunu ispatlamaktadır.
Zenginliğin Efsaneleşmesi ve Siyasi Yıkılış
Midas'ın yerleşim merkezlerinde biriktirdiği bu eşsiz servet ve maden sanatındaki ilerlemeler, zamanla mitolojiye karışarak onun "dokunduğu her şeyi altına çeviren kral" olarak anılmasına yol açmıştır.
Araştırmacılar, bu "Altın Dokunuş" mitinin kaynağının, Friglerin giysilerinde ve mezar eşyalarında kullandıkları parlak altın renkli "götit" (goethite) isimli kimyasal inorganik pigmentten ya da Paktolos Nehri'ndeki altın tozlarından türediğini belirtmektedir.
Bu muazzam güç ve refah dönemi, Kafkaslar'dan Anadolu'ya akın eden Kimmerlerin yıkıcı istilasıyla sona ermiştir.
M.Ö. 696-695 veya 676 yıllarında Gordion şehri Kimmerler tarafından yakılıp yıkılmış; krallığının işgal edildiğini ve ordusunun yok olduğunu gören Kral Midas'ın, efsaneye göre boğa kanı içerek intihar ettiği belirtilmiştir.
Bu istila ile Friglerin merkezi siyasi bağımsızlıkları son bulmuş ve Midas dönemi, Frigya'nın altın çağı olarak tarihe gömülmüştür.